Filistinin işgali konusu üzerine genel mülahazalar

Topraklar üzerindeki kanunlardan anlamak için iki örnek vereyim. Birincisi konuya bağlı Filistin üzerinden olsun.
Filistin topraklarını Siyonist düşünce bir şekilde almak için kumpas kurduğunda tabi halk ne bilsin, alıcı buraların yabancısı fazla fiyat veriyor aman kaçırmayalım diye satmış. Bu satışlar olurken devlet adamı olmak demek budur ki, II. Abdülhamit olayı kavradığı için halkın satmamasını istemiş. Fakat adamlar yeni kumpaslar kurmuşlar, taşeron firma ayarlamışlar filan, yani bizim anlayacağımız dille yazıyorum, bir şekilde perdenin önüne başkalarını geçirip yine toprak almaya başlamışlar. O zaman II. Abdülhamid diyorki, madem öyle o zaman araziyi ben alıyorum. Kendi mülküme alıyorumi işte parası, onlara satacağınıza bana satın.
Tabi toprak satışı lafını kullanınca sanıyoruz ki Filistinliler avuç avuç getirip vermişler. Olay yeni tabirler racona uygun işliyor, vatandaş arazi satacak hop çıkan müşteri siyonist ve uzantısı oluyor, ee kim çok verirse ona satarsın. Yani halkı çok aşağılamamak lazım. Çünkü senin gördüğün şey sadece arazini bir müşteriye satmak, vatandaş nerden bilecek ki kim ne satmış, kim ne almış ne dolaplar dönmüş. Neyse bu ara bilgiden sonra kaldığımız yere dönelim.
Ülkeler arasında işleyen hukuka göre bir vatandaşın özel mülkü hangi ülkenin toprakları içerisinde olursa olsun onun mülküdür. Yani Filistindeki II.Abdülhamid'in toprakları da kendi mülküydü. Birinci dünya savaşında Filistin toprakları Osmanlı elinden çıkmıştı ama II.Abdülhamid'in mülkü olduğu için Filistin yine de müslümanların elinde kalacak(tı) Tabi işte buradak o "tı" kısmına bizim İTler yine bulaştığı için işi batırıyorlar. İT, II.Abdülhamid'i tahtan indirdiğiyle kalmıyor özel mülkünü de alıyor ve hooop ne yapıyor devlet hazinesine koyuyor. İşte dananın ipi burada kopuyor. Neden, çünkü devlet toprağı kaybedilmişse elden gidiyor. Yani Filistindeki toprakları aslında İtthat ve Terakkiciler sunmuşlardı siyonistlere.
Bazıları İT'i savunmaya çalışır ama onların tüm yaptıkları siyonizmin ve masonların maşası olmaktır. Zaten Talat Paşa kendisi masondur. Cemal Paşa da Filistinin savaş alanında kaybedilmesi için elinden geleni yapmış, tehcir kanunu ile Arapları Anadoluya sürmüş ve halkın Osmanlıya karşı olmasını sağlamıştır.
Olaylara tarafsız bir şekilde geniş pencereden bakmak içindir tarih ama bizde aksine sadece övünmek için kullanılıyor
)))
Bu olayın anlaşılması için giriş kısmıydı
)
Bizim son dönem Osmanlı sandığımız şey aslında İT dönemidir ve bir devletin yıkışının mimarlarıdır İT kadrosu. Kadronun yaptığı her şey, adım adım planlanarak aşama aşama gerçekleştirilmiş olaylardır.
İkincisi Araplara karşı kin yok derken bile kin var. Çünkü Araplar kendimiz ettik cümlesini söylüyorlar derken aslında verilen bir imaj vardır. Ama bakıyorum sen bile İT'i bile savunarak kendi sorunluluklarımızı görmekten ne kadar uzak olduğunu gösteriyorsun. Bu nedir biliyor musunuz? Bu, "biz her zaman haklıyız, Araplar ise haksız olduklarını kabul etmişlerdir" fikrini zihinlere empoze etmektir. Çünkü Türk devleti hata yapmaz, Türk devleti hiç bir zaman hatasıyla yüzleşemez. Halen bile Osmanlı'nın yapmış olduğu hataları bile sanki kusursuzmuş gibi kabul etmeye çalışan bir zihniyet işlemiştir içimize... Neyse bu konumuz değildi, ara cümle oldu
)Dikkat edilirse Filistin halkının arazi satışı yaptığını söylüyorum, bunun hata olduğunu da söylüyorum ve bazı insanlar bilmediklerinden bazılarının da umrunda olmadığından, bazılarının da tamamen cehaletinden gerçekleşmiş bir olaydır. Lütfen empati yapalım, örneğin bizim ülkemizde kendi vatandaşımız hibrit tohum kullanarak buğday üretimini bitme noktasına getirmedi mi? Konya bir buğday cenneti iken biz bunu yeterince kullanabiliyor muyuz? Kendi vatandaşımız ormanları keserek erozyonu tetiklemiyor mu? Örnekleri çoğaltabiliriz, kendi vatandaşımızın kendi ülkemize verdiği çok fazla zarar vardır. Biz bunları birebir yaşarken, dışardan bakarak bir halkı topyekun aptal, salak, hain, kendi vatanını satmış olarak değerlendirmemiz ne kadar doğru. Bizim ülkemize bakan bir başkası da benzeri şeyleri bazı konular üzerinden bize diyecektir. Bir halkı yargılarken biraz geniş bakmamız lazım.
Fakat ben burada Filistinlilerin hata ettiklerini açıkyüreklilikle dile getiriyorum, fakat ne yazık ki Cemal Paşanın Filistin halkına yaptığı zulme karşı bir tepkiyi, bir yazıklanmayı, bir empatiyi ne yazık ki kimseden göremiyorum. Oysaki Cemal Paşanın yaptığı şey devlet adına yapılmış bir şeydir, devlet adamının hatası bir vatandaşın hatası gibi değildir. Cemal Paşa, Arapların ve Filistin halkının Osmanlıya düşman olması için elinden geleni yapmıştır, bilerek ya da bilmeyerek. Nihayetinde olan durum budur. Benim evimi başıma yıkan bir devleti, ocağımı söndüren bir devleti neden destekleyim ki? İşte bunlar İT'in ortaya çıkardığı durumlardır. Eğer Cemal Paşa eliyle bu zulümler yaptırılmasaydı halk o dönem Osmanlı zulmünden kaçıp yabancılara sığınmak zorunda kalmayacaktı. Bunu görmezden gelemeyiz. Biz burada rahat ortamlarda konuşuyoruz, savaş durumunun nasıl bir şey olduğunu sadece yaşayanlar bilir. Kapını zaptiye kırıp da sana zulmetmişse ister istemez yılana sarılırsın, kim olsa yapar bunu, çünkü denize düşen yılana sarılır. Hatırlarsanız ilk Müslümanlar, Mekkeli müşriklerin şerrinden Necaşiye yani bir hrıstiyana sarılmışlardı.
Ortada böyle bir durum varken biz halen oradaki sıradan halkı eleştirmekle meşguluz, üzerinden yüzyıl geçmesine rağmen Cemal Paşa ve ekibinin yaptığı zulmü kabullenip de yüzleşemiyoruz ve suçun tamamını Araplara ve Filistin halkına yıkıyoruz. Bu insafsızlıktır. İşte siyonizmin oynadığı oyun budur. Oyun aynen devam ediyor. Bugüne geldiğimizde Filistin halkı bir dönem Osmanlı zulmüne maruz olmalarına rağmen yine de Osmanlı ile ortak paydada olmayı tercih ediyor. İşte bu ise alkışlanacak şeydir ve burada alkışlanacak olan şey Osmanlı değil, Filistin halkının tutumudur. Kendilerine zulmedenleri bir yana bırakarak, müslüman olmak paydasında Osmanlı ile hemhal olacak onuru gösteriyor.
Ama biz bu durumdan bile kendimize pay çıkarıp övünme sebebi yapmasını biliyoruz
) Ayrıca Arapların isyanı, Osmanlıyı arkadan vurmaları diye bir şey zaten söz konusu değildir. Tek bir olay vardır o da bir valinin kendi çıkarı için ortaya çıkardığı bir kriz. Memleketimizde kaç bakan, kaç vekil kendi menfaati için neler neler yapıyor da biz onların suçunu seçmenlerine ya da seçildikleri illere mi atıyoruz? Öyleyse neden bir Valinin Arap olmasından ötürü bütün suçu topyekun Araplara atıyoruz?
Evet, isyan çıkaran ve günümüzün terimleriyle kendi menfaati için, ikbali için adam kayıran, rüşvet alan veren, istediği koltukları elde etmeye çalışan, bunun için her yolu mübah gören, bürokrasiyi kullanan, akrabalarının yandaşlarının cebini dolduran, devlet imkanlarını çıkarına alet eden ve istediğini koparabilmek için elinden geleni yapan bir insan bugün milletvekiliyse, bir kitin müdürüyse, İSKİ'nin başındaysa nasıl ki bu adamın suçunu başkalarına yüklemiyorsak, Mısır valisinin tamamen kendi çıkarına olan eylemlerini de bir halka yüklememeliyiz. Ayrıca unutmamalıyız ki Araplara zulmederek onları küstüren Osmanlı yönetimi de valinin ekmeğine ballı tereyağı sürmüştür.
Artık böylesine çoluk çocuk triplerinden kurtulmamızın zamanı gelmedi mi? Ne zaman Türkiye halkı büyüyecek, olgunlaşacak merakla bekliyorum.
Filistin topraklarının nasıl elden çıktığı kısmını sanırım açıkladık. Yani bunun tek sorumlusu toprak satan Filistin halkı değildir, eğer Osmanlının taktik hataları olmasaydı hem Filistin bugün müslümanların elinde olacaktı hem de o dönemde halk küstürülmemiş olacaktı.
Devletler hukukundaki toprak mevzusuna bir örnek daha vereceğimi söylemiştim. İkinci örnek de Çanakkale'den olsun. Bildiğim kadarı ile Çanakkaledeki şehitler anıtı aslında başka bir alana dikilecektir. Ama o yer bir İngiliz'e ait olduğu için, adam izin vermiyor ve bugünkü yerine konuluyor. Yani bir devletin sınırları içerisinde olsa dahi, özel mülk hakkında yetki, mülk sahibinindir.
Konunun tamamını görmek için tıklayınız
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır