1/3/2009 · Kategori: 4-MEDYA

Taraflı Habercilik Örnekleri 2

Taraflı habercilik ve yandaş medya örneklerine devam ediyoruz. Bu seferki durağımız bir başka haber sitesi…

 

Önce olay nedir buna bakalım. Hatırlarsanız Bush, Irak ziyareti esnasında ayakkabılı bir protesto ile karşılaşmıştı. Iraklı bir gazeteci, ülkesini işgal eden Bush’a ayakkabısını atarak tepkisini göstermişti. Bu haber medyaya “ayakkabılı protesto”, “Bush’a ayakkabı atıldı” gibi başlıklarla ile haber olmuştu. Eğer bir haber salt haber ise yorum içermez ve olayı açıklar. Diğer yorum başlıklarını bu kategoriye dahil etmiyoruz.

 

Bir diğer olay ise galiba Çin’de yaşanmıştı. Çin de devlet başkanına da ayakkabılı bir protesto gerçekleştirilmişti. Bu da yine tarafsız ifadeler ile salt haber olarak sunulacaksa “Çin’de ayakkabılı protesto” ya da “başkana ayakkabı attılar” filan gibi bilgi içerikli manşetlere taşınmıştır.

 

Bunlar gayet doğal ve olması gereken habercilik örnekleri. Şimdi gelelim bizdeki duruma :))) Bizde ise şöyle bir durum yaşanmış; bir vatandaş, bakan Hüseyin Çelik’i protesto etmek istemiş ve modaya uyarak ayakkabıyı kullanmış. Olabilir, burada bir sorun yok, protestosuna katılırsınız katılmazsınız ama bu haber midir, haberdir. Peki bu haberi okuyucuya nasıl duyurursunuz?

 

“Bakan Çelik’e ayakkabılı protesto” şeklinde… Neden olmasın… Ya da;

 

“Hüseyin Çelik ayakkabıyla protesto edildi”   Bu da olabilir… Veya;

 

“Milli Eğitim Bakanına protesto”  Tamamdır… Yahut;

 

“Bakana ayakkabı atıldı” Eh bu da bir haber başlığıdır…


Bu şekilde uygun cümleler ile bakanın ayakkabı ile protesto edildiğini okuyucularınıza duyurursunuz… Bunlar olması gerekenlerdir, peki ya bizde ne olmuştur?

 

Hemen bakıyoruz ve manşeti okuyoruz:

 

“Hüseyin Çelik'e provokatif saldırı”

 

http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=4873

 

Bir haber kuruluşu eğer “yandaş” değilse, eğer “yan kuruluş” değilse, eğer “taraflı” değilse okuyucusunu manipüle etmeye çalışmaz. Halbuki bu haber başlığına göre anlıyoruz ki; “Habervakti” sitesine göre Bakan Hüseyin Çelik’i protesto etmek provakatif bir eylemdir!

 

Habervakti haber sitesi bir taraftır ve iktidarın tarafındadır, Akp’nin yandaşıdır :))))))

 

Başbakan son zamanlarda sürekli bir yandan medya lafını diline dolayıp duruyor ve hatta kendisine muhalif olan gazetelerin evlere sokulmamasını bile isteyebiliyor. Demek ki bunları bildiğinden ve “yandaş” haberciliğin nemenem bir şey olduğundan böyle söyleyip duruyormuş :))))

 

O gazeteleri evinize sokmayın, çünküüüü “Kiler” aracılığı ile başbakan hangi gazetenin evinize gireceğine zaten kendisi karar verip, size bedavaya veriyor. O kadar, alın başbakanın Kiler aracılığı ile bedavaya evinize soktuğu “yandaş” gazeteleri ve bakın keyfinize :)))) size ne memleket meselelerinden, kömürünüzü dağıtırlar, buzdolabınızı verirler, tamam pırlanta şirketiniz olamaz, gemicik alamazsınız, başörtünüzle okuyamazsınız, babanız Pınarhisar cezaevindeyken Amerikalara business class uçamazsınız ama hükümetin sadakalarıyla geçinip gidersiniz. Başbakan nasıl olsa bu gidişle “Karun” olacaktır, eh karşılığına da sizlere sadaka olarak ödeyecektir canım, dert ettiğiniz şeylere bakın :)))))

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

24/2/2009 · Kategori: 4-MEDYA

Taraflı Habercilik Örnekleri

Haber7’nin Ak Partinin yayın organı olduğu artık gizlenemez boyutlarda aşikâr olmuş bir şeydir. Ama hani bu kadarına da pes dedirten bir şeyle karşı karşıyayız yine :)))))

 

Biz şaşırmaktan bıktık, Haber7 taraftarlığından bıkmadı ya, buna da pes diyoruz :)))

 

Şimdi gelelim bahse konu olan olaya. Efendim Haber7’de, Bakan Hüseyin Çelik’in, başbakanın seçimlerde devlet imkânlarını kullanması ile ilgili bir açıklamasına yer verilmiş. Eh buraya kadar her şey son derece normal. Bakan Çelik bir açıklama yapmış, doğal olarak haber siteleri de bu açıklamayı yayınlayacaklardır. Biz bunu dilimize dolayacak değiliz. Ama işte dananın kuyruğu da zaten bundan sonra kopuyor :))) Şöyle ki; Haber7’de farklı başlıklı haberlere bakıyorsunuz ama o da nesi, hepsi de aynı açıklama değil mi?

 

Bu nasıl bir torpildir böyle, bu nasıl bir göze sokmadır böyle, bu nasıl bir, o haberi gözden kaçıran vatandaş olursa bu haberde yakalasın da açıklamayı görsün mantığıdır böyle anlayamadık ki…

 

Buyurun sizlere tek tek haberin başlıklarını ve linklerini sunuyoruz:

 

Bakan Çelik'den düz ayna istedi

 

http://www.haber7.com/haber/20090224/Bakan-Celikden-duz-ayna-istedi.php

 

Bu haberin yayı zamanı: 24 Şubat 2009 17:39

 

Hüseyin Çelik: Şahin gibi konuşmazdım

 

http://www.haber7.com/haber/20090224/Huseyin-Celik-Sahin-gibi-konusmazdim.php

 

Bu haberin yayın zamanı: 24 Şubat 2009 17:45

 

Bakan Çelik'ten medyaya düz ayna ricası

 

http://www.haber7.com/haber/20090224/Bakan-Celikten-medyaya-duz-ayna-ricasi.php

 

Bu haberin yayın zamanı:  24 Şubat 2009 18:01

 


Birbirine benzer başlıkları haberler arasında görüp de; hayırdır ne olmuş, bir olay mı var, vukuat nedir diye haberlere tıkladıkça karşıma çıkan haberlerin hepsi aynı açıklama oluyor.

 

Evet, taraflı haberciliğin bu kadarına da PES diyoruz… Hatta Haber7 vari bir üslubla “yuh” da diyebiliriz.

 

 

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

21/2/2009 · Kategori: 4-MEDYA

Türkiye'nin basortulu fasist islamci sorunu‏

Bazı haber sitelerinde yer alan sahibinin sesi gazetecilik örneklerinin yaşanması üzerine aşağıdaki yazı kaleme alınmıştır.


"Türkiye'nin Kürt sorunu yok, DTP sorunu var" derken sanırım başbakanın bizzat kendisinin Kürt sorunu olduğunu her zamanki üslubu ile bağıra çağıra söylemiş olduğunu unutmuş olmalısınız. Tabi üzerinden bir miktar zaman geçti, o da bir seçim zamanıydı ve Kürt seçmenin oyları için kotarılmış bir cümleydi, iyi biliriz.

Biz, seçim cümlesi olduğu ve "oy" hedefine bağlı nokta atışı olduğunu iyi bildiğimiz için unutmadık, sizlerin unutması doğaldır. Çünkü faşist islamcı kesimin tek sorunu yükselmek, ilelebet yükselmek, abad olmak üzerine kurulu olduğu için iktidara ne kadar yakın bir yazı yazabilirsem o kadar hayırdır zihniyetiyle olsa gerek DTP üzerinden Kürt halkını vurmaktan hiç çekinmezler...

Yazarımızın Kürt alerjisi o kadar derindir ki CHP'yi bile açılımları ile kendisine daha yakın varsayarak DTP'yi dışlayabilecek argümanlar aramaktadır. Doğrusu merak ediyorum, acaba HAMAS için de çocukları taş attırarak, ön saflara sürerek, panzerlerin ve askerlerin önüne bırakıyor gibi bir cümle kullanıyor musunuz? Yoksa her zamanki gibi militarizm ve milliyetçilik ayaklarının üzerine taht kurarark oturtmaya çalıştığınız ikiyüzlü islamcılık burada da devreye mi giriyor?

Bu satırların sahibi Kürt değildir fakat Kürt düşmanlığından başı dönmüş bir yazarın asla soramayacağı, dillendiremeyeceği ve hatta sessizce dahi düşünemeyeceği şu sorunun tam ortasından bakmaktadır meseleye.
"Niçin bir Kürt çocuğu eline taş alıp atmaktadır?"

İşte faşizm maskeli islamcılar milliyetçiliklerinden sıyrılıp bu gerçekle yüzleşemedikleri sürece bu ülkede KÜRT sorunu vardır, çünkü KÜRT halkı bu sorunun adını KÜRT sorunu olarak koymuştur. KÜRT demenin yasak olduğu bir coğrafyada, KÜRT sorunu diyebilmek bile KÜRT halkı için özgürlüge doğru yakılmış bir meşaledir!


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

20/2/2009 · Kategori: 4-MEDYA

Akif Beki'den Erdoğan'a Diyarbakır için bir şiir öneris



Akif Beki'den Erdoğan'a Diyarbakır için bir şiir önerisi



Erdoğan’a Diyarbakır için Üstad Sezai Karakoç’un şiirini öneren Akif Beki ilginç bir ironiye imza attı :)))

 

Bir dönem başbakanın danışmanlığını da yapmış olan Beki’nin bu garip önerisi dikkat çekiciydi.  Güneyli Çocuk isimli şiiri öneren Beki, şiir içinde geçen KARAYILAN ifadesinin Diyarbakır meydanında nasıl bir tepkiye yol açacağını hesap etmiş miydi bilemeyiz. Yoksa başbakan danışmanlığı yapmış Beki, bu ironinin farkında bile değil midir?

 

“Ben güneyli çocuk, seni süt içmeye çağırıyorum parmaklarımdan kara yılan” mısraları Murat Karayılan’a bir jest midir, test midir? Karayılan adının Diyarbakır halkı nezdinde oluşturacağı infial ne olacaktır? Akif Beki bunları düşünerek mi bu şiiri önermiştir, yoksa bir zamanların danışmanı, bu detayların farkında bile değil midir, merak etmiyor değiliz :)))))) 


Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

30/1/2009 · Kategori: 4-MEDYA

İnternette dolaşan sahte mail


Posta Gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik, kendi adıyla internette dolaşan ve “Bir Türk olarak Kürtlere soruyorum” başlığını taşıyan yazının kesinlikle kendisine ait olmadığını açıkladı. Hakan Çelik, e- mail yoluyla yayılan yazının Türkler ve Kürtleri birbirine düşürme niyeti taşıdığını vurguladı.



Hakan Çelik’in açıklaması şöyle:

Bir süredir internet sitelerinde dolaşan ve “Bir Türk olarak Kürtlere soruyorum” başlığını taşıyan yazı, haber ve forum grupları arasında hızla yayılmaktadır.
Söz konusu yazının benimle ve Ankara temsilcisi olarak görev yaptığım Posta Gazetesi ile kesinlikle ilgisi yoktur. Böyle bir yazı kaleme almadığım gibi yazıda geçen düşünceleri savunmam da mümkün değildir. 


Yaşanan terör eylemlerinden Kürtlerin tamamını sorumlu tutan, ırkçı ve aşırı milliyetçi unsurlar taşıyan yazı olsa olsa iki halkı birbirine düşürmek isteyen kötü niyetli çevreler tarafından kaleme alınmıştır. 


Kürt sorununun, Türkiye’nin toprak bütünlüğü içinde demokrasi ve hukuk kurallarına uyularak çözülmesini savunan ve bu konuda yüzlerce yazı yazmış bir gazeteci ve televizyoncu olarak benim ve gazetemin adının kullanılarak böyle bir yazının internette dolaşıyor olmasını üzüntüyle karşılıyorum. 


Benim ve kurumumla hiçbir ilgisi olmayan söz konusu yazının kontrolsüz bir şekilde internet ortamında yayılıyor olması, internetin, bilgilerin çarpıtılması
ya da fabrikasyon söylentilerin yayılması açısından nasıl korumasız bir yer haline geldiğinin bir örneğini oluşturmaktadır. 


Kişilerin hak ve özgürlüklerini ihlal eden, güvenliklerini tehlikeye sokan haber ve bilgilerin kontrol edilmeden internete servis edilmesi, hepimizin yararlandığı bu mecranın güvenilirliğini tehlikeye sokmaktadır. İnternetin özgürlüğünü sonuna kadar savunan bir gazeteci olarak, interneti kullananları ve bu ortama bilgi ve görüntülerle katkı sağlayanları, internetin güvenilirliğine zarar verecek girişimlerden kaçınmaya davet ediyorum. 


İnternet sitelerini, benimle hiçbir ilgisi olmayan bu yazıyı çekmeleri, forum ve iletişim gruplarını ise bu yazıyı e- mail yoluyla birbirlerine göndermemeleri konusunda uyarıyorum.

 

Kaynak: Milliyet

 


 


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/11/2008 · Kategori: 4-MEDYA

Yeni versiyon "Yaprak Dökümü" dizisine dair bir kaç cümle...


Kardyolog bak henüz bir yıl dolmadan cevabımı yazıyorum, haberin olsun heee Smile))

Dizinin tekrarında sondan birazını seyrederken size katılmıştım (Şevket konusunda) ama üşenmedim, sırf Kardyolog'un hatrına en baştan başladım seyretmeye Smile)) 30'lu bölümlere geldim, bir yandan site dışında ama siteyle ilgili işleri yaparken gözümün bir ucuyla da Yaprak Dökümü'nü pür dikkat seyrettim Smile) Bu kısmı Nazım Bey okumaz umarım, yoksa yandığımın resmidir :utangac: Diyecek ki sitenin bütün işlerini niye çorba yaptığın belli oluyor, elin işte gözün oynaşta Razz

Tamam tamam, şaka bir yana da ama gerçekten baştan savma seyretmedim demek istiyorum Wink

Bir kere garibim
Şevket'in bir hatası var, o da aşık olmak... Ah siz erkekler yok musunuz, aşık olup bir kadının pençesine düştünüz mü yandınız demektir. Aslında yanmanın sebebi aşık olmak ya da bir kadının pençesine düşmek değil, yanlış kadının pençesine düşmektir Smile)))))

Boşuna dememişler kadın erkeği vezir de eder, rezil de diye... Söyleyenlerin bir bildiği varmış canım, tam kitabın ortasından bir laf etmişler...

Gelelim
Hayriye Hanım'a... Bana göre de en büyük sorun aslında ondan kaynaklanıyor. Hayriye Hanım, cahil bir kadın, ciddi anlamda cahil bir kadın... Ufku çok dar ve meseleleri paspasın altına süpürererek kendince çözümler bulmaya çalışıyor. Yani tavan akıyor ama Hayriye Hanım oraya buraya kova yerleştirerek ve bir iki kiremiti değiştirerek çözüm olacağını umuyor. Ordan yırtıyor buraya yamıyor filan...

Daha nasıl anlatayım işte Smile)) Bana, ortalama olarak Türkiye halkını anlattı... Tam Türkiye'nin yapısı Hayriye Hanım kimliğinde açık açık ortada işte... Ona bakın, Türkiye'yi anlayın Smile)))

Yorumların devamı gelecek, şimdilik bir nefes alayım canım :cay: Kimsede ikram edecek gözü görünmüyor, kendi kendime çay vereyim de biraz dinleneyim bari Smile))

   

58. Bölümdeyim Smile))

Gelelim
Fikret Hanım'a "efendim" Razz Valla en önce söyleyelim ki; Cevriye Hanım rolünde Güler Ökten çok başarılı bir performans çiziyor. Hakkını yememek lazım, karşısında da Bennu Yıldırımlar, ohh seyirlik keyif Smile)) Yani oyunculuk açısından diyorum hee Smile)

Leyla yanlış bir evlilik yaptı ama hatanın telafisi bir başka hata olmamalıydı. Ali Rıza Bey, durumlardan habersiz olduğu için bu evliliğin tarafında oldu. Fikret karşı çıkmasına rağmen durumu izah edemedi... Sonuçta bizim "abide babamız" ve "mütefekkir ablamız " istemedikleri halde bir hatanın tarafında oldular... Bunu gözden kaçırmamak lazım. Demek ki insanlar ne kadar mükemmel olursa olsun "hata" yapabilirlermiş, anne baba da olsalar, çocuklarını düşündüklerini ve onlar için en iyisini seçtiklerini sandıkları halde yanlışı seçebilirlermiş...

Bu hata eve atom bombası atmak gibi bir şey oldu, zaten
Ferhunde ceplerinde el bombaları ile evin her köşesine mayınlar döşeyen pompalı bir tüfek gibiydi. Bu cephaneliğin üzerine Oğuz düşünce, facia kaçınılmaz oldu. (Ne tarif yaptım ama ) Smile))))

Burada
Leyla biraz kim vurduya gitti, bu nedenle kalkması da zorlaşıyor... Çünkü Necla kendi düştü ve kendi düşen ağlamaz mucibince daha kolay toparlanabiliyor ama Leyla'nın yıkıntılarında başkalarının etkileri daha çok olduğu için hesaplaşmaları bitmiyor...

Öte yandan 50'li bölümlerde artık
Şevket'in de ayağının kaydığını görmeye başlıyoruz. Bankada çevirdiği işler onun ilk vukuatı oldu, Ferhunde'yi saymazsan tabi Smile))))) Zaten Ferhunde'ye sırıl sıklam aşık olmak ile hayatını feda etmişti ve bunun getirisi olarak da artık kendi onurundan da tüketmeye başlıyor... Çünkü Ferhunde doymak bilmeyen bir trafik canavarı gibi Razz

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

12/8/2008 · Kategori: 4-MEDYA

Yasakçı AKP İcraatlarının İçinden




Yasakçı AKP icratlarının içinden



Çeşitli Yasak Yorumları

İşin Fotokopisi:) You Tubenin Kapanması Askerlerin Ses Kasetlerinin Düşmesidir. Atatürk'e HAkaret Felan İşin Bahanesi.. Kanıtı Doilymotion da Askerlerin Ses VE Görüntüleri Düştükten Sonra Kapandı.. İddialıı Yalanları Bırakın Millete GErçeği Smylemeyi Deneyin...

İşin aslı şudur
youtube.com.tr uzantılı adresin daha yeni akıllara geliyomuş gibi yapılması numaradır. youtube kapatıldı çünkü sonuna geldiğimiz bu yaz aylarında Türkiye önemli olaylardam geçti. Akp kapatılma davası ve ergenokon davası üzerine halkın haklı tepkisi youtube düşseydi Akp'nin hiç şansı yoktu. Akp tüm ulusal kanalları kontrol altına almıştır. Youtube'u ise alamamıştır. bir bahaneyle youtube kapattılar sanki hiç çözümü yokmuş gibi. şimdi de açıyolar. ne de olsa tehlike geçti. kurbağanın suyunu yavaş yavaş ısıtıyor arkadaşlar

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

2/7/2008 · Kategori: 4-MEDYA

Bu Nasıl Habercilik?


Bu nasıl habercilik?



Yılların deneyimli gazetecisi Uğur Dündar yönetimindeki Star haberden akıl almaz habercilik örneği. (Ayrıntılar gelecek)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

2/7/2008 · Kategori: 4-MEDYA

Mehmet Atay / Bizim Evin Halleri (Peyami)


Türkiye seyircisinin daha ziyade Bizim Evin Halleri dizisiyle tanıdığı, oysaki yıllardır o muhteşem sesi ile aramızda dolaşan başarılı bir seslendirmen ve tiyatro oyuncusudur Mehmet Atay.


Dikkatinizi çekmişse seslendirmenliğini önce yazdık, çünkü tiyatro belki daha kısıtlı bir alandır ama Mehmet Atay'ın sesi her zaman çok yakınımızdadır. Tv ve radyoda yayınlanan dramalarda, belgesellerde, reklamlarda, yabancı filmlerde, ders anlatımlarında o davudi sesi duymak mümkündür.


Mehmet Atay, 1957 Ankara doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. 1975 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü kazandı. 1980 yılında yüksek kısımdan mezun oldu. Aynı yıl Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçısı oldu. 1989-90 döneminde "Beyaz Geceler" adlı oyundaki rolüyle "Sanat Kurumu" ve "Kültür Bakanlığı" en iyi erkek oyuncu ödülü aldı.

Gelelim şimdi Mehmet Atay'dan bahsetme sebebine :)) Hani bir dönemlerin TRT'sinde bilenlerinin bildiği, sıcak, sevimli aile dizisi Bizim Evin Halleri artık bir Brezilya dizisi haline dönünce daha fazla tanınmaya başladı ya, Mehmet Atay'ın oynadığı Peyami karakteri de artık daha fazla tanınıyor :)) Her ne kadar bizim gibi meraklılar onu yıllardır tanıyor olsak da

 

Mehmet Atay, 1957 Ankara doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. 1975 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü kazandı. 1980 yılında yüksek kısımdan mezun oldu. Aynı yıl Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçısı oldu. 1989-90 döneminde "Beyaz Geceler" adlı oyundaki rolüyle "Sanat Kurumu" ve "Kültür Bakanlığı" en iyi erkek oyuncu ödülü aldı.

Farklı dönemlerde Eskişehir Anadolu Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Konservatuvarı'nda diksiyon, mimik, rol ve sahne dersleri verdi. Bir dönem Edebi Kurul Üyeliğinde bulundu.

İki Pazartesinin Hikayesi oyununda, yönetmen olarak görev yaptı. Aşk-ı Memnu ikinci yönetmenlik denemesidir.



Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

12/6/2008 · Kategori: 4-MEDYA

Bizim Evin Halleri'nde Rikkat'e neler oluyor?

Yılların başarılı tiyatro oyuncusu Şebnem Gürsoy yani Rikkat, son zamanlarda şaşılacak durumda...

Oğlu Rüzgar'ın hastalığından beri oyunculuğu sınıfta kaldı. Şaştım kaldım, hadi rolünü beceremedi diyelim ya o kostümler nedir? Sanki oğlu amansız bir hastalığın elinde olan bir anne değil de baloya, kokteyle veya yazlığa gidecek bir kadın gibi...

 

 

 

Şu başarılı yüz ifadeleri nereye kaybolmuş bilemiyorum... Oysaki çok değil, bir kaç ay önce Misket'in Güner ile evliliği ve bebeği bölümlerinde yine  her zamanki gibi harikalar çıkarıyordu...  

 

 

Eh madem başladık, bir de eski Rikkat fotosu koyalım da tam olsun :))) Şu güzelliği insan nasıl hoyratça harcar ki, oysa ki duru yüz hali ile Şebnem Talay çok güzel

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::